30 Mart 2012 Cuma

Raja Yoga


Önümüzdeki günlerde Raja Yoga ile ilgili bir yazı dizisi hazırlayacağım. Özellikle Yama - Nyama maddelerini detaylandıracağım. Hepsini tek seferde hazırlayıp bloga eklemem hem zaman alacağından hem de çok uzun olacağından parça parça eklemeyi planlıyorum.


Yoga’nın kelime anlamı “birleşmek”tir. Yoga’da amaç beden, ruh ve zihnin bir olduğunun farkına varmak ve bu doğrultuda yaşamaktır. Yoga’nın başlangıcı M.Ö. 6500 yıllarına dayanmaktadır. Prevedik Dönem olarak geçen bu dönemde (M.Ö. 6500 – 4500) İndus Vadisi’nde, üzerinde yoga figürleri olan kil tabletler bulunmuştur. M.Ö. 4500 – 2500 yılları arası Vedik Dönem, felsefenin geliştiği ve Rişilerin (Kutsal kişiler) yoga asanalarını doğa ile bağdaştırdığı dönemdir. Bu dönemde Rişiler yoga felsefesini geliştirmiş fakat yazılı bir metin bırakmamışlardır. Çenting olarak adlandırılan bilgiler Ön Klasik Çağ’da (M.Ö.1000- 100) çeşitli eserlerde kaleme alınmıştır. Bu dağınık bilgiler M.Ö. 100 – M.S. 500 yıllarına denk gelen Klasik Çağ’da Patanjali tarafından “Yoga Sutraları” olarak kaleme alınmıştır.
 Yoga Sutra’da anlatılan Raja Yoga’ya yani orjinal Yoga’ya göre yoganın 8 basamağı bulunmaktadır. Bu 8 temel basamak Ashtanga olarak isimlenmiştir. Ashtanga “8 hisse”demektir. Bu 8 basamağın her biri birer öğretidir ve Patanjali, Yoga Sutra’da bu 8 basamağı derinlemesine anlatmıştır. Yoga’nın özü olan bu 8 basamağı hayatımıza geçirebildiğimiz taktirde yaşantımızın bütün alanlarında etkili ve olumlu katkıları olan alışkanlıklar edinmiş oluruz. Bu 8 basamağı uzun süreli bir çalışma olarak yaşantımıza yayabilirsek, etkileri daha kalıcı olur. Öncelikle 8 basamağın neler olduğunun üzerinden geçelim ve daha sonra detaylı inceleyelim.

15 Mart 2011 Salı

Taşındık

Blogumuzu takip eden dostlar;
Daha profesyonel ve içerikli bir site olabilmek için, blogu websitemizin altına taşıdık. Bundan sonra yeni adresimizde, içeriğimizi genişleterek yazmaya, paylaşmaya devam edeceğiz, bekleriz.

Yeni adresimiz : blog.fudoshinankara.net

21 Şubat 2011 Pazartesi

O'Sensei ve Doshu ile röportaj

Aşağıdaki röportaj, Aikido'nun kurucusu O'Sensei Morihei Ueshiba ve oğlu Kisshomaru Ueshiba ile yapılmış ve 1957 Tokyo, Kowado da "Aikido by Kisshomaru Ueshiba"  kitabının 198-219 'uncu sayfalarında çıkmış. Röportajı yapan gazetecilerin kim olduklarını bilmiyoruz ama Japonca'dan ingilizceye Stanley Pranin ve Katsuaki Terasawa çevirmiş. Fazla söze gerek yok, buyrun bakalım :

17 Şubat 2011 Perşembe

Ukemi (Tres Hofmeister Sensei)

Budo'da eğitim, genel olarak kata çalışması metodunu takip eder. Kata çalışmasında iki kişi, partner olarak önceden belirlenmiş roller üstlenirler. Budo'da bu roller uke ve nage'dir. Çalışmanın faydalı olabilmesi için bu iki rolün ve roller arasındaki ilişkinin doğru biçimde anlaşılması önemlidir.

Bazen nage ve uke, "kazanan taraf" ve "kaybeden taraf" biçiminde yanlış anlaşılmaktadır. Esasında Japonca'da nage atmak/fırlatmak anlamına gelen nageru fiilinin kökünü, uke ise karşılamak anlamına gelen ukeru fiilinin kökünü oluşturur. Dolayısıyla nage atan veya bir tekniği icra eden, uke de karşılayan demektir.

13 Şubat 2011 Pazar

Mitsugi Saotome Sensei

Mitsugi Saotome Washington D.C.'deki Aikido Shobukan Dojo'nun baş eğitmeni ve aynı zamanda uluslararası bir birlik olan Aikido Schools of Ueshiba(ASU)'ya bağlı 70'i aşkın dojonun da danışman eğitmenidir. Saotome Sensei, bütün yaşamını Aikido çalışamaya ve öğretmeye adamıştır. 1955'te Aikido'nun kurucusu olan Morihei Ueshiba (O Sensei)'nin yanında deneyimsiz bir öğrenci olarak başlamıştır ve kurucunun 1969 Nisan'daki vefatına kadar yaklaşık 15 sene eğitimine devam etmiştir.

1960'dan 1975'kadar Saotome Sensei Japonya Tokyo'daki World Aikido Headquerters (Dünya Aikido Merkezi) de eğitim vermiştir. Bu süre içinde,birçok rütbe, başarı ve onura layık görülmüştür. Aikido kavramını ve bilgisini yaymak amacıyla Japonya'da ve yurtdışında birçok tanıtım ve katkıda bulunmuştur.